| Gönlü Anadolu insanının saflığıyla doluydu. Ama yüreği çok büyüktü. Tribünlerde boy gösterdiğinde , yüzlerde gülücükler oluşurdu.İnsanların yüzleri gülerdi Şemsettin'i gördüğünde.
Yüzlerce kişi , Şemsettin , Şemsettin.....Şemsettin , tüm stadı kucaklarcasına kollarını açar ,onunda gözleri gülerdi. Ardından tribünler hep bir ağızdan : Şemsettin ortaya ! Şemsettin ortaya !...Siyah pantolonu , kırmızı t-shırtüyle humarsızca tellere tırmanırdı .Tekrar güç almak için geri döner destek ister gibi tribünleri süzerdi.Telaş ve bozgunlukla saf ve yürekli ayakları yeşil çimlere ulaştığı vakit , yüreğini yanına alır humarsızca ortaya koşardı.Zafer kazanmış kumandan edası ve gururuyla , Amigo Orhan'ı taklit eden yüreğiyle... Biiir baba hindi ! Zayıf bir karşılıkla ; Heeeeyallah ! Olaydı şimdi ! SES YOK !
Kızgın tavırlarıyla Şemsettin el kol hareketleri yapar , bu olaya birde ayaklarını eklerdi.Kendini kaale almayan tribünlere kızardı , kızardı ....Tribünler oyun havalarını andıran bir tempoyla ; -Şemsettin , Şemsettin vidaları gevşettin diyerek tempo tutardı.
Ardından hep aynı mizansen. Stat Amiri'nin hareketiyle birkaç polis Şemsettin'in peşinde ... Şemsettin çimlere çıkarken geride bıraktığı tribünlerin gücünü yanında bulamaz , siyah pantolonu , kırmızı t-shır'ü ve mangal gibi yüreğiyle kendi önde polisler arkada , koşardı , koşardı .... Şemsettin tekrar tel örgülere ulaşır , ter revan içinde soluk soluğa , binbir gayretle tribünlere doğru tel örgülere tırmanırdı. O küskünlükle başını tellere dayar , maçı seyrederdi.
Şemsettin her maçta sonu belli olan bir koşuşturmanın adamıdır. Her maçta yine kaale alınmayan tavırlarla karşılaşacaktır.Yine polisler peşine düşecek yine mangal gibi yüreğiyle yalnız kalacaktır.Fakat o hiçbir maçta ne tribünden nede takımdan ümidini kesmedi... Belki aklı selim olarak hareket etmiyordu.. Ama tüm olanlara karşın ne tribünden nede eses'ten vazgeçmedi.O sevdayı yüreğinde yaşıyordu . Geçmişte Anadolu efsanesinin çağladığı o yıllarda Atatürk stadından yankılanıp bademlik tepesindeki ağaçların yapraklarına sinmiş ES ES ES ki ki ki ESKİ ESKİ ES nağmelerini belki oda yüreğine işledi. Belki tribünden çağlayıp , yeşil çimenlerin ortasında tribünler ona her defasında gülerken , o bademlik tepesindeki ağaçlardan yankılanan nağmelerin büyüsündeydi.
|