| E tabi haliyle büyük olanı acıktıkça küçükleri yiyor... Daha sonra akvaryumun ortasına dikey bir cam yerleştiriliyor ve akvaryum ikiye ayrılıyor. Büyük balık bir tarafa küçük balıklar da diğer tarafa yerleştiriliyor. Büyük balık cam bölmeyi geçmek ve küçük balıkları yemek için defalarca deneme yapıyor. Bu durum tam 28 saat boyunca sürüyor. 28. saat sonunda büyük balık artık diğer tarafa geçmek için mücadele etmeyi bırakıyor. Ve sonunda cam bölmeyi kaldırıyorlar. O da ne! Büyük balık küçükleri yemek için hiçbir hamle yapmıyor. Saatler geçtiği halde onları yemediği görülüyor... Buna psikolojide öğrenilmiş acizlik deniyor.
Ögrenilmiş acizlik ve Eskişehirspor… Eskişehirspor adıyla birlikte acizlik kelimesini aynı cümlede kullanmayı kendime yediremesem de ortada bir gerçek var. Yıllardır bir çıkmaz içindeyiz. Öyle bir çıkmaz ki , Eses’e gönül verenleri her geçen yıl , ay , hafta kahretmekte tüketmekte bitirmekte…
Evet örnekte görüldüğü gibi camia olarak ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİK içindeyiz.Bizi bu duruma biz getirdik… Nasıl mı ?
Kuruluşumuzu müteakip 6 yıl her şey yolunda gitti. Akvaryumum içi küçük balıklarla doluydu.Büyük balıklara da kafa tuttuk.Devran geçti , yıllar geçti.. Gelen başarı ve coşkuyu müteakip kurumsallaşmak yerine şehrin önde gelen çek defteri kuvvetli ve yaptırım gücü olan kişilere kulübü teslim ettik…Ardından hemen başarı , şimdi başarı uğruna ; hesapsız , plansız harcamalar ve yatırımlar…..sürdü gitti…Gelen borç taktı gitti … Giden yüz üstü bıraktı gitti..Borç gırtlağa , dertler mideye oturmaya başladı…Ve ardından kabızlık…Öyle bir kabızlık ki, yeni gelenler paraya ihtiyaç duydular. Ve yönetimler ilk yanaşmalarını yerel yönetimlere yaptılar…. Kabızlık bir şekilde yerel yöneticilik yapan kişilerle geçiştirilmeye başlandı. Kulübe başkanda oldular.. Yarattıkları kaynakları hemen başarı , şimdi başarı uğruna yönlendirdiler. Ve Ve başarı gelmeyince , aynı balığın bölmedeki cama vurması gibi zorladık zorladık zorladık… Olmadı bir kongre , o ne aradaki camı kaldırmak için. Ve eski yönetimler gitti yenileri geldi… Vaatlerle , umutlar dağıtarak… Tribünlere koca koca bayraklar verip üstüne bilmem kimle Avrupa kupalarına yazıp , Eses ‘ e gönül verenlerin yüreklerine bal döküp gayya kuyularına düştük. Her düşüşümüz cama vuruşumuzdu…. Vurduk , vurduk…. Olmadı…Gittiler , yenileri geldi…. Bu sefer kurum ve kuruluşlar ve onların başlarındaki iş adamlarına yanaştılar kulübü yönetmeye talip olanlar… Gelin bizle olun , Eses’i layık olduğu yerlere getirelim…Onlarda verdiler…verdiler… Balık cama vurup duruyordu… Tribünler –Şerefsizler diye inliyordu…Yaktınız Eses’i diye…. Parayı verenlerde ceketi aldılar ve geri çekildiler…Ortada hep bitiş , borçlar ve gelecek sezona ümit kalıyordu… Her yıkılışı bir dirilişin başlangıcı gören taraftar yıllar önce konbine dendi aldılar , piyango dendi aldılar , deplasman dendi koştular ve genellikle diriliş yerine gene yıkımla karşılaştılar. Ve taraftarda ümidi kesti…Taraftar adına da ara cam kaldırılmıştı ama taraftar artık vermiyordu..Güvenmiyordu ….. Kim ne derse desin sezonun ilk 3-5 maçı kafasını şöyle bir Atatürk stadına uzattılar…Baktılar gene bir numara yok…Gülüp geçtiler , kahırla , yürekleri yanarak…
Ve son dönemlerde yönetimler yalnız kalmıştı …. Ağlamaya mahkumdular …Öylede oldu… Ne yerel yönetimler , ne kurumlar ne de şehir ESES ceketi giyenlere bakmıyordu bile…Onlarda ellerinde kalan 3-5 bin kemik taraftarı kullandılar…Ellerine 4 bin metre kare bayrak verip , ardından kendilerinin bile inanmakta güçlük çektiği sözler vererek şehre son 6-7 yıldır gaz vererek gemiyi yürütmeye çalıştılar ama nafile…
Artık balık bıkmıştı…Camda aradan kalkmasına rağmen koca camia gidemiyordu bir tarafa. Hoş camında kalkması önemli değildi…
Onbinler öğrenmişlerdi artık Eses için ağlamayı…Dandik kasaba statlarında züğürt ağa gibi dolanmayı.Kahrolmayı , sevdasını haykıramamayı … Yaşı 40 geçenlerde platonik bir aşktı artık eses.
Ve şimdi günümüzde başarı gelmeyince , söz verdiler tutmadılar diyen başkanlarımız , piyango düzenlendiğinde 6 bini geçmeyen satışlarımız , 2 yılda bir zırt pırt elektiriği kesilen kulüp binamız , icradan alacaklılara para kaptırmamak için fırıldak çeviren ve böylece kulübü ayakta tutmaya çalışan yöneticilerimiz , sessiz , tepkisiz , uzaktan uzağa eses sevdasını yüreğinde yaşayan onbinlerimiz kaldı….
Ve bizler , ESES liler ,koca bir camia , koca bir şehir , kurumlarıyla ,kuruluşlarıyla, taraftarıyla ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİK demlerindeyiz…
Her şey var… Un , yağ , şeker ama helva yok…
Şehirde potansiyel var… 80 küsür ilin 70 küsürünü geride bırakıp ilk 10 a giriyoruz…Her şey var…Peki her şey varda neden ESES bu halde ?
El cevap ;
Kuruma karşı inanç kalmamış.
GÜVEN mefhumu ortadan kalkmış. A: kendine güven b: dinamikler arası güven hezimetlerle , sözlerin havada kalmasıyla yok oldu gitti…
Ve koca bir camia , koca bir mazi ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİK sendromuna mahkum oldu….
Oysa aradaki cam bölme kalkmış. Zaten o bölmeyi de kendi kendimize biz koyduk. 2 a , süperlig orada karşımızda duruyor ama biz öylece durup seyrediyoruz… Şifreli kanaldan .
Bir kısmımız dandik kasaba statlarında , bir kısmımızda şifreli kanaldan seyredip duruyoruz….
Çünkü koca camia ÖĞRENİLMİŞ ACİZLİK demlerindeyiz… |