| Her Eskişehirli gibi bende kendimi çok küçük yaşlarda statda buldum. Her 15 günde bir filiziydi hayatımın. Maşuğun aşığına kavuşması gibi. 7 den yetmişe heyecanla beklenir ve o hafta oynanacak maçın kritikleri pazartesiden başlardı , kahvelerde , evlerde , işyerlerinde . Ve insanlar hem hal olurdu esesle muhakkak hergün .
Ve o Pazar geldiği gün hacıların arafata çıkması gibi , akın akın evlerden , kahvelerden , işyerlerinden insanlar sökün ederdi stada giden yollara doğru. Ve insanlar maça giderken bu hali görünce yalnız olmadığını iliklerine kadar hisseder , coşku duyardı. Ve o pazarları mahzun değildi satadın çevresi . Köftecilerin köftesi bir başka kokar , insanın haykırası gelirdi caddelerde eses diye . Ve haykırılırdı..... Tribünlerin tüm geneline yayılırdı eses bayrakları . Balkonlardan kadınlar , kızlar sanki fener alaylarını seyrediyormuşçasına başlarını uzatırlar akın eden coşkulu taraftarı seyrederlerdi. Ve vakit yaklaşmaya yakın okeyler yarım bırakılır , çaylar alel acele içilirdi.Stattan o kutlu nameler duyulduğu vakit soluk soluğa , adımlar arkası arkasına , koşarcasına bir hal alırdı öbekler . O namelerde yer almak için.
Stat dolardı.Kendiliğinden. Ve her yürek takıma güven duyardı . Kadroda yer alan futbolcular her takımda oynayacak kapasitedeydi . Ve futbolu iliklerine kadar sindirmişti seyirci . Seyirci ve yaş ortalaması mükemmeldi . Oyunu ayrıntılarına kadar takip eder anında mükemmel yorumlar yapılırdı . Ve halt etmişti şimdiki yorumcular , şunlar bunlar . Oyunu öylesine okurdu ki taraftar top yekün bir anda gürlerdi . Mest olurdum o çocuk yaşta . Taraftarın ellerinde küçük radyolar uzun dalgadan yayınları aynı anda dinler , yeşil sahalarda siyah kırmızı endam ederken , Zonguldak’tan gelen bir gol sonrası öylesine ve aniden puan durumları ortaya çıkar , şimdiki spor proğramlarını solda bırakacak söylem ve yorumlar ortaya çıkardı tam o sırada deli bahtiyarın ortasına gelecek gol sezilir bir anda tribünler ayaklanır ve ardından eseses kiki ki. Orhan Ayhanın sesi hep kulaklarımdadır. Şimdi ne zaman o sesi duysam Motor Meslekten batan güneşin gölgelerinin yeşil çimlere aksetmesi ve o gürleyen eseses kiki ki eski eski es nidalarını sanki yaşardım gurbette . Allahım ne olur şimdi orada olabilseydin derdim.. Hele o amigo Orhan'ın maçlara kattığı güzellik . O başlı başına bir konu .
Ve futbolu iliklerine sindirmesi seyircinin , Eskişehirspor tarftarının centilmenliğini doğurmuştu . Ve madalyonun öteki yüzündende haberi vardı seyircinin. Kaliteli restoranlarda yemek masasından yayılan haberler anında kahve masalarında yorum bulurdu. Hele İstanbul deplasmanları başka bir dünyaydı . Yaş ortalaması 35-40 ı bulan taraftar kahvelerde buluşup ucuz trenlere akın etmesi . Eskişehirde yarı yarıya dolu olan tren bir anda mahşer yerine döner o konpartumandaki muhabbetleri sanki hiçbir taraftar hiç bitmesin isterdi .Bir anda tren siyah kırmızı renklere bürünürdü. Tren Sapancayı geçmesine vakit kese kağıtlarından ( o zamanlar poşet yaygın değildi) börekler vs. çıkar bölüşe bölüşe karınlar doyurulurdu. Ah o yorumları muhabbetleri birkezdaha yaşasam. O küçük yaşta akrabalarımın yanında bir köşeye büzüştüğün yerden hayranlıkla dinlerdim . Sanki ali okulunu bitirmiş birisinin anfide derse katılması gibiydi. Şimdi spor proğramlarında sanki dünya yeniden keşfediliyormuşcasına anlatılan kurallar yıllar öncesinden trenlerde , otobüslerde , kamyon kasalarında , tribünlerde maç öncesi devre arası dile getirilirdi . Ve taraftar bilerek , hissederek , yaşayarak ligleri takip ederdi. Hele büyük maçlarda gecelemek . Bir başka dünyaydı . Emirdağ'dan , Afyondan , Bilecik'ten arabalarla geceden insanlar gelirdi . Battaniyelere büzüşüp sabahlar beklenirdi . Bu durumu gören şehirdeki taraftarda bu bekleyişe ortak olmak ister ve gecenin 3 ünde stat çevresindeki muhabbetlere de doyum olmazdı. O zamanlar dışardan gelen pazarlamacılar rootlarını Eskişehir için Cumartesiye ayarlarlar onlarda katılırlardı bu gece muhabbetlerine . Ve o pazarlamacılar Anadolu yıldızının habercisiydi tüm Türkiye de . Ve gittikleri diğer illerde bu büyüklüğü ve duygusal yoğunluğu radyolardan işittikleri Kırmızı Şimşekleri Anadolu halkına anlatırlardı. Ve Malatya da , Kastamonu da , Sivas ta insanlar vay be dediklerini duyar olurdum.
Hele maç sonrası Pazar akşamları , arkadaşların , akrabaların bir evde toplanıp çay içerek maç kritikleri yapması …. Hanımları -hadi bey yarın işe gideceksin kalkalım der ; kalkılmaz , sabahın 3 üne beşine kadar muhabbetler bitmezdi. Hele birde maç kazanılmışsa vay o çoşkuya.
Anlatacak , paylaşacak çoooook şeyler var. Belki o günleri yaşamış arkadaşlarımda bu yazıları okuyup tekrar o günleri yad etmişlerdir. Genç arkadaşlarımızda var aramızda . Bir bilseniz ne güzeldi o günler.
Ama genç arkadaşlarım ; o insanlar başarıları ve büyüklüğü görüp büyük taraftar oldular. Fakat bizlerde o günleri yaşasak ta bizzat sizler 3. ligleri , 2. ligleri görüp eses sevgisini yüreğinizde , yüreğimizde yaşatıyoruz.
O yüzden yazmadık mı ? pankartlara maalesef; ‘ sen ağlat biz yine de severiz seni’ Daha başka söze hacet var mı ?
|