|
Vahşi Futbol ve Kulüpler. |
 |
Bir önceki yazımızda , Vahşi Futbolun hedefinin "kazandıran" seyirciler yaratmak olduğuna değinmiştik..
|
Artık Kulüpler şunu çok iyi anladılar globalleşen futbolda; Oluşturulan takımın iyi futbol oynaması yeterli değil !!! Eğer sportif başarıyla birlikte kulübü için para harcama alışkanlığı edinmemiş bir yığına sahipseniz sürekliliğiniz yok! İşte bu global kulüplerin önüne şu Vizyonu koydu ; Sportif başarıyla birlikte , ticari iş kolu olan futbol da MARKA yaratma gerçekliliği! Daha ve ötesini istiyorsanız spotif başarıyı yaratabildiğiniz gibi , kendi markanızı da yaratmalısınız! Bu markayı da ulasallaşmadan çıkartıp globalleştirmelisiniz..!!
Şöyle bir bakalım , düya futbolunda söz sahibi Ülkeler hangileridir diye . Bin kişiden 950 si şu ülkeleri sayacaktır ; İtalya , İspanya , Fransa , İngiltere , Almanya …. Görüldüğü üzere bu ülkeler gelişmiş , halkının % 90 ının refah düzeyi yüksek olan ülkeler. Peki dünyada bir futbol pastası var.. Bunda hem fikiriz… Peki bu saydığımız 5 ülke bu pastadan % de kaçını alır ?? Ben diyeyim % 70 siz deyin % 75 !
Şimdi İtalya ve İspanya da Kulüplerin gelirlerine bir bakalım ; İtalya ; Maç hasılatı % 16 , Medya geliri ; % 54 Sponsor geliri ; % 13 , Merchandising geliri ; 17 . İspanya : Maç hasılatı : % 25 , Medya ; % 51 , Sponsor ; % 9 , Merchandising ; % 15 … Görüldüğü gibi ; spor dışı gelirler toplam bütçenin % 75 i…. Bu verilerde Vahşi futbolun globalleşen futbolda MARKA savının gerçekleştiğini gösteriyor…
Deloitte & Touche Sport’un 2001 yılı raporu şöyle ; Dünyanın en zengin 20 kulübünün toplam geliri ; 816 mio sterlin imiş…Günümüzde ise bu 20 kulübün toplam gelirleri ; 1,376 mio sterline ulaşmış…Günümüz dünyasında hiçbir ülke ekonomisin de % 69 büyültemezken Vahişi Futboldaki bu büyümeyi görebiliyormusunuz ? % 69 …
Şu filmi bir seyredermisiniz ? Bu fimin adını da siz koyun… Bir kulüp var ; adı Manchester … İçinde bir jön var..Adı ; Beckham.. Bu adam topçumu , magazin ve medyanın oyuncağımı belli değil..Ama karılar kızlar bundan pek hoşlanırmış… O yüzden de pekçok cinsi latif Oldtrafort’ta yerini alır pekte güzel müşteri toplarmış buraya… Kranpon giyse , çıkarsa , bir yere gitse gelse , otursa kalksa , Manchester payını alırmış. Günlerden bir gün Komşu ülkenin en Vahşi takımlarından biri ; yeter yettin ac-cı-cık-ta biz nemalanalım deyip bizim Kurtlar Vadisini andıran senaryoyla basmış parayı almış Beckham’ı…. Bastığı parada öyle az maz değil ha! 35 mio Euro… Real şu kaideyi çok iyi biliyormuş ; Vahşiden daha Vahşi olacaksın ki daha da ileriye gidebilesin!!!! Bu kaide gereğince Real ne yapmış ? Hadi bilin bakalım ? Ne yapacak ilk yazımızda dedik ya kazandıran MÜŞTERİYE sahip olacaksın diye oda gereğini yapmış ve 2 milyon adet Beckhan forması bastırmış…Ve satıvermiiiiiş… Kaç eurodan ? 60 eurodan ? Geydirdimişmi taraftarına pardon müşterisine 120 milyon euro… Dedikya Vahşi Futbol diye….
% 69 büyüme dedik ! Nasıl ? Bir önceki yazımızda şu parağrafa yer verdik ; Artık vahşi futbol (endüstriyel futbol) global dünyada 500 milyar $ lık bir pasta yaratırken , dinamiklerine (FİFA , UEFA , lokal federasyon ve bu 500 milyar $ lık pastadan pay alma gayreti olan kulüplere) şunu diyor ; Taraftar yok ! MÜSTERİ var….
90 lı yılların ortalarında Endüstriyel futbol gelir bakımından çıkmaza girince , Futbola yön verenler şu müesseseyi ihdas ettiler ; Avrupa Şampiyonlar Ligi ! Küreselleşme olabildiğince artıyordu… Bununla paralel olarakta Futbol endüstrisi daha fazla beslenmek zorundaydı…Endüstriye yön veren dinamiklerle birlikte… Herşey daha fazla – daha fazla içindi… Ve futbolun dinamikleri şöyle dediler ; Öyle bir arena ve gladyatörler yaratalım ki , doymuş piyasaya daha fazla kan gelsin… Ve “o arena yaratıldı”. Kim daha iyi onu belirlemek için mi ? Küllen hayır ! Daha fazla – daha fazla için. Bunu kulüplerin spor dışı % 75 lik gelirlerinden görebilriz. Ardından Şampiyonlar Ligi başladı …birkaç yıl sonra ; Ülke liglerinin 2. , 3. vahşi takımları FİFA UEFA nezninde söylenmeye başladılar…. Biz de isteriz , bizi de O lige alın…. Ve adı şampiyonlar ligi olan arenaya , 2.ler 3.ler de girmeye başladı… Tezat olarak gözükse de aslında ortada bir tezat yoktu… Mesele Endüstrileşen (vahşileşen) kulüplere Pazar alanı açmaktı aslında… Ve herkes payını alacaktı…. Tıpki bizim Kurtlar Vadisinde ki konsey gibiydi olay… Baron , Laz Ziya , Testere vs. Bunu herkes istiyordu ..Fifa , Kulüpler , Medya , Global Şirketler… Ve o piyasa kaideleriyle geliyordu… Vahşi kulüp olacaksanız , stadınız şu kriterde olacak , bütçeniz böyle , anlaşmalarınız böyle olacak diye… İlk önce 5 ülkenin Ulusal Federasyonları okeyleşti , özerkleşti… Özerkleşmek zorundaydılar…Ardından diğerleri.. Ve kriterler… Ve konseyin başında Kurtlar Vadisinde BARON olan ad , Vahşi Futbol’un konsey başında ki adı ; MEDYA idi.. Ve Baron (Medya) şartlarını dikte ettirmişti endüstri alemine… Benin tesbit ettiğim reklamlar , statda , ekranda , neşriyatta benim belirlediğim ölçülerde ve sürede olacak. Hiçbir ülkenin maç arası reklam süresi beni bağlamaz. Ve global yayıncılarla birlikte , ulusal yayıncılar edinildi büyük paralara… Her birim bir önceki günden daha hızlı olmalıydı. Ülkemizdeki şampiyonlar ligini sunan yayıncıda… Her hafta , Fordu , Akbabayı , Calsberg’i , Playstation2 yi gözümüzün içine bağıttıra bağıttıra sokmalıydı…Ama bir risk vardı , ya ulusal kulüplerimiz daha işin başından havlu atarsalar ? O zaman bir sonraki yıl bu kulüpler daha güçlü olmalıydı ama nasıl ? Cevap ; Saraçoğlu TELSİM tribünleri , Jardel için akıtılan milyonlarca dolar , malum gurubun başındaki şahsın GS’ye başkan olma girişimleri , Calsberg’in İnönü stadına isim değiştirme girişimleri gibi…
Şimdi dünya kulüpleri Ulusallaşmayı aşıp , Uluslararasılaşma yönünde … Realin uzak doğu turları , Lokal uluslar arası organizasyonlar hep bu amaça ulaşmak için. Daha çok Backham forması satmak , Şangay’da da , Malezya’da da , Küba’da da futbolun yitik yüzü bireye , Manchester, Monaco , Gs kaşkolu taktırmak , gariban amatöre “nike” kranpon giydirmek şart !!! Haller böyle devam ederken bizim 3 dükanın kafası 98 yılında dank etti… “Dünya Kulübü Olmak” eeee olmak için ilk önce bilmemne Cumhuriyeti falan diyoruz ama , şöyle ciğerine kadar bir ulusallaşalım dediler…Ve 3 dükamız her şehire , ilçeye Dernek Kampanyası Başlattılar…(şimdi bir çatı altında şubeleştiriyorlar) Her maç öncesi deplasmana yakın yerlerde Kulüp başkanları Anadolunun bir İlinde Ulusallaşan Kulübünün zaferini , Kulüp marşı eşliğinde eline tutuşturulan bayrağı sallayarak kutluyordu. Kutluyordu çünkü her yıldız takışlarında , her yıldız futbolcu alışlarında o Kendi İlinin takımından bi-haber medyatik 3 düka taraftarı , aslında o uzaklardaki kulübün hiç maçına gitmesede , uğruna saatlerce 40 yıllık arkadaşının kalbini kırsada artık o külübün tescilli müşterisi olmuştur bile… Birkaç yıl sonra Başkan oluşturacağı tırı o şehre gönderecek , o medyatik birey , o tırın içine koşa koşa girecek , sayacaktır tescilli ürünlere parayı… Ve yıl 2004 aslanlar gibi saydılar ve daha çok sayacaklarda …. İstanbul statlarına ulaşamayan , digital yayına endexli , 3 dükanın değil vahşi futbolun sermayesi olmuş 3 düka müşterisi…
FB.daha BJK maçı oynarken zannediyorum 3 yıldızlı forma imalatına başladı.. Çok yakın bir zamanda piyasaya sürer ve 6 ay içinde 1 milyona yakın formayı da satar…Sat kim tutar seni… 40.000.000 tl*1.000.000 adet =40trilyon… Koş FB. Ardında 25 milyon müşterin var.. Vahşi futbola 80 mio luk nufusuyla birde Türkiye lazım… Ardından geliyor BJK , GS…Koşun kim tutar sizi…
|
Bu haber 2405 defa okundu.
Yazan : Esalettin ÖZTÜRK
Kaynak :
|
|
|